Otizmde Erken Müdehale Neden Bu Kadar Önemli?
- Dr. Şeyma İlhan
- 4 Oca
- 3 dakikada okunur

Aileler bazen çocuklarında bazı bulguları fark eder… Fark eder ama yine de muayeneye gelmezler. Çünkü çoğu zaman akıllarında şu sorular vardır: “Ya etiketlenirse?”, “Ya okulda damgalanırsa?”, “Ya ben abartıyorsam?”, “Bir tanı konursa geri dönüşü olmaz mı?”.
Tam da bu yüzden “erken değerlendirme”yi tanı koyma aceleciliği gibi değil, çocuğu anlamaya dair güvenli bir adım gibi düşünmek gerekir. Muayeneye gelmek; çocuğa bir etiket yapıştırmak değil, çocuğunuzun yaşadığı zorluğa bir fener tutmak, bir yol haritasıoluşturmak demektir. Çocuğunuzda gördüğünüz işaretlerin ne anlama geldiğini netleştirmek, gerekiyorsa destekle “zamanında güçlendirmek” demektir. Çünkü bazı alanlarda beklemek çocuğu korumaz; yalnızca gecikmeyi uzatır.
Otizmi erken fark etmek, çocuğun gelişen beynine doğru zamanda, doğru şekilde eşlik etmektir. Çünkü çocuklukta beyin, tıpkı oyun hamuru gibi; uygun uyaranla şekil alabilir, yeni yollar açabilir, güçlenebilir. Bu kapasiteye nöroplastisite diyoruz.
Nöroplastisite
“Nöroplastisite nedir?” dediğimizde teknik bir kavram gibi duyulabilir. Oysa anlamı çok sade:
Beyin, tekrar eden deneyimlerle kendini yeniden düzenleyebilir.
Çocuğa her gün yaşatılan küçük ilişki anları, beyinde zamanla birer “yol” açar:
İsmi söylendiğinde dönüp bakınca karşılık görmek
Bir şeyi işaret edince yetişkinin onu anlaması
Bakışla “aynı şeye birlikte bakabilmek”
Oyun sırasında sırayla yapmayı öğrenmek
Bunlar küçük gibi görünür fakat sosyal iletişimin altyapısını kuran büyük taşlardır. Plastisite tam burada çalışır: Beyin, işe yarayan yolu tekrar tekrar güçlendirir.
Erken dönemde beceri “yolu” döşenir
Otizmde erken müdahale, mucize vaat eden sihirli bir dokunuş değildir; yol döşeme işidir. Bazen aileler “konuşsun yeter” diye düşünür. Oysa konuşmanın zemini çoğu zaman şunlarla güçlenir:
Ortak dikkat: Ben bir şeye bakıyorum, sen de bakıyorsun; sonra birbirimize bakıp paylaşabiliyoruz.
İşaret: İstediğimi sadece çekerek değil, göstererek anlatabiliyorum.
İsimle dönme: İsmini duyduğumda “bana sesleniyorlar” diye yöneliyorum.
Jest-mimik: Yüz ifadelerini iletişim amacıyla kullanabiliyorum.
Oyun: Taklit, sırayla oynama, “mış gibi” oyun ve paylaşılmış keyif…
Bu beceriler güçlendikçe beynin “sosyal öğrenme” yolları daha rahat devreye girer. Erken müdahalenin gücü de tam burada yatar: Beceriyi zorla yaptırmak değil, becerinin yolunu güçlendirmek.
Hangi sinyaller çocuğunuzda “daha yakından bakmayı” gerektirir?
Her çocuk farklı hızda gelişir; tek bir işaretle çocuklara tanı konulmaz. Ancak bazı sinyaller ısrarla tekrar ediyorsa, “bekleyelim geçer” yerine doğru değerlendirme daha sağlıklı olur.
Dikkat çeken sinyaller:
İsmi sık sık seslenildiğinde dönüp bakmama (özellikle ev içinde, yakın mesafede)
İstediğini anlatırken işaretin zayıf olması (işaret parmağı ile göstermek ya da jest ve mimik kullanmak yerine, istediği nesneyi almak için bir başkasını çekip onun yanına götürme, yetişkinin elini “araç” gibi kullanma)
Bir şeye baktığında yetişkine dönüp “paylaşma”nın az olması (ortak dikkat zayıflığı)
Jest-mimiklerin kısıtlılığı ya da iletişim amacıyla kullanımının zayıf olması
Oyunların daha çok döndürme/tekrarlama gibi tekdüze kalması
Akranlara ilginin belirgin azlığı / sosyal karşılıklılığın düşük olması
Bu sinyallerin varlığı “kesin otizm” demek değildir. Ama daha yakından bakmak için güçlü bir gerekçedir. Çünkü erken dönemde doğru destek, gelişimin seyrini anlamlı biçimde değiştirebilir.
“Görmezden gelme” değil, “bakıp güçlendirme”
Görmezden gelmek çocuğu korumaz; gecikmeyi korur.
“Etiketlenmesin” diye beklemek anlaşılır bir kaygıdır. Ama erken müdahale etiketten önce gelir; amaç “etiketlemek” değil, beynin gelişim fırsatını kaçırmamaktır.
Erken değerlendirme olduğunda genellikle iki ihtimal vardır:
Otizm değilse bile çocuğun dil-sosyal iletişim gelişimini güçlendirecek bir yol haritası çıkar.
Otizmse, çocuğun ihtiyacına uygun destek daha erken başlar ve “yol” daha erken döşenir.
Bu yüzden çoğu zaman sonuç kazan-kazandır. Kaybettiren tek şey beklemektir; beklemek zamanı ve fırsatı kaybettirir.
Çocuk beyni oyun hamuru gibidir; doğru zamanda, doğru dokunuşla şekil alır. Erken müdahale; çocuğu “değiştirmek” değil, çocuğun potansiyelini taşıyabilecek yolları açmaktır. Çocuğunuzun yaşı ve gelişimi ile ilgili sizi tedirgin eden bir his, bir düşünce ya da gözlem varsa, o sesi susturmaya çalışmak yerine o sesi ciddiye alın; o sese bakın, ne dediğini anlamaya çalışın.
Birçok aile tam da burada durur. Bazı küçük aksamaları fark eder ama “abartıyor muyum?”, “etiketlenir mi?”, “bekleyelim biraz” diyerek içindeki huzursuzluğu bastırır. Oysa klinikte ve araştırmalarda gördüğümüz şey şu: Ebeveynin erken dönemde hissettiği o belirsiz huzursuzluk - adı konmamış bir “bir şey ters gidiyor” düşüncesi-çoğu zaman boşuna değildir. Bu his, her zaman tanı demek değildir ama çocuğunuza “yakından bakma” çağrısıdır. En güvenilir yaklaşım, o sesi susturmak değil; değerlendirme ile netleştirip gerekiyorsa doğru desteği zamanında başlatmaktır.
Diliyorum ki, çocuklarımızı belirsizlikte “bekletmek” yerine; küçük ama düzenli adımlarla, ilişki içinde ve doğru destekle güçlendirebildiğimiz bir yolda yürüyelim...




Yorumlar