top of page

Ödül–Ceza Neden İşe Yaramıyor? Çocuklarda İç Motivasyon Nasıl Gelişir?

  • Yazarın fotoğrafı: Dr. Şeyma İlhan
    Dr. Şeyma İlhan
  • 1 Oca
  • 3 dakikada okunur

Ödevini yapsın, sabah hazırlanıp çıksın, kardeşine vurmasın, sofraya gelsin, ekranı bıraksın…Çoğu evde çözüm cümlesi aynı yere bağlanır: “Yaparsan ödül, yapmazsan ceza.”

“Ödevini yaparsan tablet.”

“Sofraya gelirsen oyun.”

“Hızlı hazırlanırsan marketten bir şey alırım.”

“Vurursan park yok.”

Ödül ve ceza kısa vadede işe yarar gibi görünür. Çünkü ödül ve ceza, çocuğun davranışını dışarıdan yönetmenin hızlı yollarıdır fakat uzun vadede en büyük riski şudur:


Ödül ve ceza, çocuğu içten büyütmek yerine dıştan yönetir. Dıştan yönetilen davranış da, dış otorite zayıfladığında ya da ödül cazibesini kaybettiğinde maalesef ki sönümlenir.


Ödül Çocuğa Ne Öğretir?


Ödül, çocuklara çoğu zaman iyi niyetle sunulur: “Heveslensin, motive olsun.” fakat ödülün gizli mesajı şudur: “Bunu yapmanın asıl nedeni bu davranışın anlamı değil; karşılığında alacağın şey.”


Ödül, davranışı anlamından koparıp onu pazarlığa bağlar

Bir süre sonra çocuk şunu öğrenir: “İstediğin şeyi yapayım ama bana karşılığında ne vereceksin?”

Ödev artık “öğrenme sorumluluğu” değil, “tablet anlaşması” olur. Odasını toparlamak “evin parçası olmak” değil, “bir şey kazanma aracı”na dönüşür.


Ceza Çocuğa Ne Öğretir?


Ceza da genellikle çocuklara“yanlışın sonuçlarını görsün” niyetiyle verilir fakat cezanın gizli mesajı çoğu zaman şuna kayar: “Doğru olanı seçmek değil, yakalanmamak önemli.”


“Doğru” değil “yakalanmamak”

Bu durumda çocuk, içsel bir vicdan veya öz denetim geliştirmek yerine risk hesabı yapar. Yetişkin varken kontrollü olur, yetişkin yokken dilediğini yapma hakkını kendinde bulur…


Dış Kontrol Artınca İç Kontrol Büyümez


Ödül ve ceza birer dışsal motivasyon aracıdır. Dışsal motivasyon bazı durumlarda işe yarayabilir fakat dışsal motivasyonun temel problemleri sunlardır;

  • Çocuk bir davranışı neden yapması ya da yapmaması gerektiğini içselleştiremez.

  • Davranışın değeri değil, sonucu (ödül/ceza) merkez olur.

  • Duygu regülasyonu gelişmez; sadece davranış kısa süreli baskılanır.


Bu yüzden ödül ve ceza kullanan birçok aile şununla karşılaşır; ödül ve ceza ile işler bir süre idare ediliyor gibi görünür, bir süre sonra ise ödülün de cezanın da dozunun artması gerekir. Ödül büyür, ceza sertleşir, pazarlık uzar ve en önemlisi anne- baba- çocuk arasındaki ilişki giderek yıpranır.


İç Motivasyon Nasıl Gelişir? (3 Kolon)


İç motivasyon doğuştan var olan bir şey değildir; bir yapı üzerine inşa edilir. Bu yapının ise üç ana kolonu var:


1- Net sınırlar

Sınır, “her şeye hayır” demek değildir. Sınır, çerçeve demektir: “Burada ne bekleniyor? Ne olacak?”

Çocuklar belirsizliği sevmez. Belirsizlik, zihinde sürekli bir pazarlık alanı açar. Net sınır, çocuğa şunu söyler: “Kurallar kişisel değil, düzenin parçası.”

Örnek:

  • “Ödevini yap artık!” (belirsiz, çatışma çıkarır)

  • “Ödev saati 17.30. 30 dakika başlayıp birlikte plan yapacağız.” (çerçeve verir)


2- Öngörülebilir rutin

Rutin, “robot gibi yaşamak” değildir. Rutin, her gün aynı konuda savaşmamak için beynin yükünü azaltır.

Çocuk her gün aynı şeyi yeniden müzakere etmek zorunda kalırsa direnç artar. Rutin oturduğunda çocuk “karar vermeyi” değil, “akışa girmeyi” öğrenir.

Örnek: “Önce ödev, sonra serbest zaman.” Bu cümle, ödül değil yaşam düzeni kurar.


3-Bağ kuran yetişkin liderliği

Liderlik dediğim şey, çocuğu “idare etmek” değil; çocuğun duygusunu taşıyabilecek kadar sakin, net ve tutarlı kalabilmektir. Çocuk zorlandığında (öfkelenince, ağlayınca, direnince) yetişkin de panikleyip bağırmaya, pazarlığa ya da tehdit diline kayarsa çocuk şunu öğrenir: “Bu duygu tehlikeli, burada beni kimse tutamıyor.” Oysa yetişkin, sınırı korurken ilişkiyi koparmadan yanında kalabildiğinde mesaj değişir: “Duygum büyük olabilir ama ben yalnız değilim; biri bunu yönetebiliyor.” İşte bu deneyim, çocuğun beyninde tekrarlandıkça içselleşir; zamanla çocuk dışarıdan aldığı bu düzenleme desteğini kendi içine taşır. Yani “kendini tutmayı” nasihatten değil, kendi duygularını düzenleyebilen bir yetişkinle tekrar tekrar yaşanan anlardan öğrenir.


Ödül ve Ceza Tamamen Yanlış mı?


Hayır. Ama yerleri değişmeli.


Ödül rüşvet değil, çabanın görülmesi olarak kullanılabilir.

“Ödevini yaparsan tablet” yerine: “Başlamak zor geldi ama buna rağmen başladın. Bu çabanı görüyorum.”

Ödül burada davranışı pazarlığa değil, kimlik inşasına bağlar: “Ben yapabilen biriyim.”


Ceza acı çektirmek için değil fakat davranışlarımızın bir sonucu var.

“ Arkadaşına vurursan ceza!” yerine: “Vurmak yok. Vurursan oyuna ara veriyoruz. Yanında kalıp sakinleşmene yardım edeceğim.”

Bu yaklaşım hem sınırı korur hem de çocuğu yalnız bırakmaz.


Sonuç: “Yaptırmak” Değil “Sürdürebilmek”


Ödül–ceza, çocuğa bir davranışı kısa vadede “yaptırabilir” fakat burada asıl hedef, davranışın dış denetime bağlı kalmadan, çocuğun içinden gelerek sürmesi olmalıdır. Çünkü çocuk, ödül ve cezaya göre hareket etmeye alıştığında motivasyonunu davranışlarının anlamından değil, sonucundan alır; bu da kuralları içselleştirmesini zorlaştırır. İçsel motivasyon çocuğun dünyasında üç şey birlikte olduğunda gelişir; net sınırlar (ne beklendiğini bilmek), öngörülebilir rutinler (her gün aynı kavganın yeniden yaşanmaması) ve bağ kuran yetişkin liderliği (duygu yükselse bile ilişki kopmadan çerçevenin korunması). Böylece çocuk sadece uyum sağlamaz; zamanla kendi kendini yönetmeyi, hevesini canlı tutmayı ve kendi sınırlarını korumayı öğrenir. Heves eden, öz kontrolünü kurabilen, kendi sınırlarını tanıyan ve başkasının sınırına da saygı duyabilen çocuklar yetiştirebilmemiz dileğiyle...

 
 
 

Yorumlar


bottom of page